İstanbul Film Festivali boykot çağrısıyla karşı karşıya

İstanbul Film Festivali boykot

2025, İstanbul Film Festivali için kabus gibi bir yıl olacak gibi görünüyor. Festival yönetimi normalde bu yılın programını 19 Mart’ta açıklamayı planlanıyordu. 19 Mart’ta düzenlenecek etkinlikle program açıklanacak, biletler de 24 Mart’ta satışa çıkacaktı. Tabii bu sırada sosyal medyada filmler ve bilet satışları hakkında pek çok paylaşım yapılacak, festivale dair farkındalık yaratılacaktı. Ama 19’unun sabahında Ekrem İmamoğlu modern bir darbenin ilk ayağı olarak tutuklanınca, festivalin planları da altüst oldu. O günden sonra festivalin sosyal medya hesaplarından festivale dair hiçbir paylaşım yapılmazken, bu yılın programı sessiz sedasız festivalin internet sitesi üzerinden paylaşıldı.

İnsanların haklarını savunmak için sokağa döküldüğü bir dönemde, belediye başkanı hapiste olan bir şehirde festival düzenlemeye çalışan İKSV, ikinci darbeyi de dün gelen boykot çağrısıyla yedi. Yıllardır İstanbul Film Festivali programında yer alan “Nerdesin Aşkım?” bölümünün bu yıl festival programından çıkarılmış olması, tepkileri beraberinde getirdi. Kuir dayanışma örgütleri festivalin bu kararına tepki gösteren paylaşımlar yaparken, sinemaseverlerden de festivali boykot etmesini istedi. En azından “film twitter”da bu çağrı karşılık bulmuş gibi görünüyor. Bu küçük yankı odamızın dışında bu çağrının nasıl karşılık bulduğunu festival başladığında göreceğiz ama bir yandan gösteriler diğer yandan boykot derken bu yıl seyirci sayısında ciddi bir düşüş olması kaçınılmaz görünüyor.

Başta Kürt meselesi olmak üzere pek çok konuda yıllardır gizli gizli sansür mekanizmasını işletirken diğer yandan “”Nerdesin Aşkım?” gibi seçkilerle “özgürlükçü” ve “cesur” gibi sıfatları kendisine yakıştıran festivalin nihayet gerçek yüzünü göstermiş olması güzel. İş kuir filmlere gelen kadar bu konunun hasır altı edilmiş olması ise üzerine düşünülmesi gereken bir mesele. Önceliklerimizi sorgulamayı şimdilik bir kenara bırakıp -sınıfsal mücadele yerine kimlik siyasetini önceleyen her yaklaşımın karşısında olduğumu da not düşerek, İstanbul Pride’ın açıklamasını olduğu gibi bırakıyorum:

“‘Nerdesin Aşkım?’ Bölümü NEREDE?

İKSV’nin her yıl düzenlediği İstanbul Film Festivali’nde bu yıl bir eksiklik var! İstanbul Film Festivali’nin 2014 yılından bu yana queer filmlerden oluşan “Nerdesin Aşkım?” bölümünü bu yılki programından çıkarması, kültürel alandaki görünmezleştirme ve sansür politikalarının yeni bir aşamasıdır. Bu tavır, yalnızca bir program değişikliği değil, queer sinemanın sistematik olarak dışlanmasının da bir göstergesidir. Devlet ile yakın ilişkide kalmayı tercih eden İstanbul Film Festivali’nin, biliyoruz ki, bu uyguladığı ilk sansür de değildir.
Festival, geçtiğimiz yıl Ulusal Yarışma ve Ulusal Belgesel Yarışması’nı iptal ederek hem yerel sinemanın üretim ve gösterim alanlarını daraltmış hem de Kürt Sineması’na karşı kullanılan sansür mekanizmalarının işleyebilmesine yol açmıştır. Şimdi ise queer varoluşları görünür kılan bir bölümü yok ederek sansürün kültürel alandaki etkisini derinleştirmeyi tercih ediyor. Bu kararın, devletin “Aile Yılı” kapsamında başlattığı kriminalize etme çabasından geldiğini biliyor, mevcut politik baskı ortamında LGBTİ+lar için yalnızlaştırma politikasına da hizmet ettiğini görüyoruz ve bunu kabul etmiyoruz.

Sansür, yalnızca filmleri programdan çıkarmakla değil, sessizlikle de işler. İstanbul Film Festivali’ni, sinemanın en temel gücü olan ifade özgürlüğüne sahip çıkmaya davet ediyoruz çünkü bu ayrımcılık ve sansür yalnızca LGBTİ+lar için değildir. Sanat üretiminde yapılan sansür ve ayrımcılık diğer hak ve özgürlükler için yürütülen mücadeleyi sekteye uğratır. Sansüre karşı durana dek festivali boykot edeceğimizi söylüyor, Lale Kart üyeliklerimizi iptal edip festivalden bilet satın almıyoruz. Herkesi de bu boykota dahil olmaya davet ediyoruz. Queer varoluşları yok sayan bu kararın karşısında dayanışmanın gücüyle durmaya devam edeceğiz!

#SansüreKarşıBoykot #NerdesinAşkım