Bu hafta Hollywood’da tüm sektörün çehresini değiştirebilecek tarihi bir anlaşma gerçekleşti ve Netflix’in Warner Bros. Discovery’yi satın alacağı duyuruldu. Eylül ayında satışa çıkarılan Warner Bros için teklif veren üç büyük şirketten biri olan Netflix (diğer ikisi Paramount ve NBCUniversal’dı), toplam değeri 82.7 milyar doları bulan teklifiyle bu yarışı kazandı. Teklif süreci tamamlandıktan kısa süre sonra da resmi duyuru geldi. Ancak iki tarafın anlaşmış olması, Warner Bros’un kesin olarak Netflix’e satılacağı anlamına gelmiyor. Çünkü bu tarihi anlaşmanın önünde iki önemli engel bulunuyor: İsrail ve Donald Trump!
Warner Bros gibi “eski Hollywood”un bayraktarlarından olan dev bir stüdyonun Netflix tarafından yutulacak olması, gerek Hollywood’da gerekse bizim sinema basınımızda daha çok işin bu tarafı üzerinden okundu. Netflix’in Warner Bros’u satın almasının sinemanın tabutuna son çiviyi çakacağını düşünen sinemacılar ve sinema yazarları, bu anlaşmayı bir tür felaket olarak ele almayı tercih etti. Bu esnada, kıyısından dönülen asıl felaket ise büyük ölçüde gözden kaçtı. Çünkü Netflix son günlerde devreye girip yarışı kazanmasa Warner Bros., Paramount’a satılacaktı. “Peki bu neden Warner Bros’un Netflix’e satılmasından daha büyük bir felaket olsun?” diye soracak olursanız, cevabı basit: Çünkü Paramount bugün artık açık bir şekilde İsrail’in soykırımcı yönetiminin kontrolüne girmiş durumda. Ve aynı soykırımcı yönetim şimdi Warner Bros.’u da ele geçirmeye çalışıyor.
Propaganda Savaşını Kaybeden İsrail, Hollywood’daki Kontrolünü Sıkılaştırmaya Çalışıyor
Gazze’de iki yıl boyunca sayısız savaş suçu işleyip 10 binlerce sivili katleden İsrail, bu soykırımın bedeli olarak propaganda savaşını kaybetti. Yapılan son anketler, ABD’nin İsrail’e yardım etmesini destekleyen Amerikalıların oranının yüzde 30’lara kadar düştüğünü gösteriyor. Üstelik yaş aralığı düştükçe bu oran da düşüyor. Amerikalı gençlerin İsrail’e bakışı tarihte hiç olmadığı kadar düşmanca bir hâl almış durumda. Ana akım medyanın gece gündüz İsrail propagandası yaptığı ABD’de bile durum böyleyken, dünyanın geri kalanını varın siz düşünün… Bu değişim hem İsrail’i hem de ABD’deki uzantılarını endişelendirdiği için, Hasbara’yı, yani İsrail’in propaganda makinesini güçlendirmek için düğmeye basıldı. İsrail’e yönelik algının düzeltilebilmesi için hem yeni medyanın, hem de sinema gibi geleneksel propaganda kanallarının İsrail’in mutlak kontrolüne geçmesi gerektiğine karar verilmiş olsa gerek ki domino taşları bir bir düşmeye başladı; Altı ay gibi kısa bir sürede hem TikTok hem de Paramount, bir İsrail fanatiği ve Donald Trump destekçisi olan Larry Ellison’ın kontrolüne geçti. İsrail ordusunun (IDF) en büyük bağışçısı olan Larry Ellison’ın sahibi olduğu teknoloji şirketi Oracle, TikTok’un ABD şubesini satın alırken, oğlu David Ellison’ın yönettiği Skydance de Paramount’u satın aldı.
Ellison Ailesinin Kontrolüne Geçen Paramount, İsrail’i Eleştiren Oyuncuları Kara Listeye Aldı
Warner Bros, Disney, Paramount gibi Hollywood stüdyolarını yönetenler zaten İsrail’den yana tavır sergilediği için bu tarz bir ele geçirmenin bir fark yaratmayacağını düşünebilirsiniz. Ancak Hollywood yöneticilerinin İsrail’i desteklemesiyle, başlıca misyonu Hasbara’ya hizmet etmek olan film stüdyolarının ortaya çıkması arasında kocaman bir fark var. Nitekim Paramount, Skydance yönetimine geçtikten yaşanan değişiklikler bunu açıkça ortaya koydu. Sykdance’in Paramount’u satın aldıktan sonra yaptığı ilk işlerden biri, İsrail’i boykot eden sinemacıları kınamak ve tehdit etmek oldu. Paramount, boykota destek veren sinemacıları hedef alan bir açıklama yayınlarken; buna paralel olarak stüdyonun bu boykota destek veren hiçbir oyuncuya iş vermeyeceği haberleri basına servis edildi. Javier Bardem, Mark Ruffalo, Joaquin Phoenix gibi boykota destek veren oyuncular Paramount tarafından kara listeye alınmış ve Hollywood’un geri kalanına ibret olsun diye bu durum açıkça ilan edilmişti. Diğer hiçbir stüdyo böyle bir aksiyon almazken Paramount’tan böyle bir hamle gelmesi, bir stüdyonun açıkça İsrail kontrolüne geçmesinin nasıl sonuçları olabileceğini gözler önüne serdi. Paramount o günden beri de diğer stüdyolardan farklı olarak tamamen siyasi motivasyonlarla hareket etmeye devam ediyor. Daha birkaç gün önce sırf Donald Trump istedi diye Rush Hour 4’e yeşil ışık yakan stüdyo, 100 milyon dolar ayırdığı bu projenin başına, tacizci olarak ifşa edildiği için İsrail’e “kaçmak” zorunda kalan siyonist Brett Ratner’ı getirdi. Bunun gibi örneklerin sayısı her geçen gün artıyor.
Tabii işin bir de televizyon tarafı var. Paramount ve Warner Bros. gibi şirketler, Amerika’daki popüler TV kanallarının da sahibi. Nitekim Warner Bros.’un portföyünde CNN gibi önemli bir haber kuruluşu da bulunuyor. Ellison ailesinin kontrolündeki Paramount, Warner Bros.’u alarak başta CNN olmak üzere TV kanallarını da kontrolüne almak istiyordu. Çünkü bu tarz kanallarda en ufak bir İsrail eleştirisine bile geçit vermeyecek yeni yönetimler atanması gerekiyordu. Nitekim Paramount tarafında tam olarak bu oldu. Paramount’u alarak ABD’nin başlıca TV kanallarından biri olan CBS’in de yeni sahibi hâline gelen David Ellison, CBS haber departmanının başına bir başka İsrail fanatiği olan Bari Weiss‘ı geçirdi. ABD basınının muhalif kesimi tarafından İsrail ajanı olmakla suçlanacak kadar azılı bir İsrail savunucusu olan Bari Weiss’ın yaptığı ilk işlerden biri, CBS’te İsrail’i eleştiren kim varsa temizlemek oldu. Böylece ABD’nin en büyük kanallarından birinde, en ufak bir muhalefet kırıntısı bile bırakılmamış oldu. Warner Bros.’un Netflix yerine Paramount’a satılması, şüphesiz CNN’de de benzer bir temizliğe vesile olacaktı.
Bu yüzden Netflix’in Warner Bros.’u satın almasının sinemayı nasıl bitireceği hakkında sızlanırken, alternatif senaryoyu da göz önüne almak, takkeyi önüne koyup hangisinin daha kötü olduğunu bir kez daha düşünmek gerekiyor. İsrail’in Hollywood’daki dört büyük stüdyodan ikisini açıkça kontrol ettiği bir senaryo mu, Warner Bros.’un Netflix’e satıldığı bir senaryo mu?
Netflix’in Warner Bros.’u Satın Alması Engellenebilir

Netflix ve Warner Bros. yönetimleri satış konusunda anlaşmış olsa da bu durum satışın kesin olarak tamamlanacağı anlamına gelmiyor. Çünkü yasal sürecin en az bir yıl sürmesi bekleniyor. Ne var ki artık İsrail güdümünde hareket eden Paramount, şimdiden bu anlaşmayı engellemek için çalışmalara başlamış durumda. Paramount’un, düşmanca bir ele geçirme için Warner Bros. yönetiminin arkasından dolaşıp doğrudan hissedarlara gideceği ve olabildiğince fazla hisse alarak şirketin kontrolünü ele geçirmeye çalışacağı belirtiliyor. Diğer yandan bu anlaşmanın tamamlanması için onay vermesi gereken denetleyici kurumların da Netflix’e karşı silahlandırılacağı konuşuluyor. Paramount, daha şimdiden Warner Bros. hissedarlarına bu anlaşmanın hiçbir şekilde onaylanmayacağını söylemeye başlamış durumda. Washington ve Hollywood kulislerinde konuşulanlara bakılırsa Ellisonlar bu konuda Donald Trump’a güveniyor. Sadece İsrail ordusunun değil, Donald Trump’ın da en büyük bağışçılarından olan Larry Ellison’ın, bu anlaşmayı durdurması için Trump’ı devreye sokacağı konuşuluyor.
Donald Trump ise bu konuda tutumunu henüz net şekilde ortaya koymuş değil. Bugün Bloomberg tarafından yayımlanan bir makale, Netflix CEO’su Ted Sarandos’un birkaç hafta önce Beyaz Saray’da Donald Trump ile görüştüğünü ve Warner Bros. anlaşması için bir nevi icazet aldığını ortaya çıkardı. Bugün Donald Trump’a bu konu sorulduğunda Trump, Ted Sarandos’tan övgüyle söz etti ama bu anlaşmanın karmaşık olduğunu söyledi. Warner Bros. ile Netflix’in birleşik pazar payının çok yüksek olacağını söyleyen Trump, ekonomistlerin bu anlaşmayı incelemesi gerektiğini ama günün sonunda verilecek karara kendisinin de dâhil olacağını ifade etti. Trump kontrolündeki Adalet Bakanlığı’nın ve Federal Ticaret Komisyonu’nun bu anlaşmayı veto etmesi pekâla mümkün. Yasal süreçlere hakim olan kişiler, böyle bir senaryoda Netflix’in anlaşmayı tamamlamasının neredeyse imkânsız olacağını söylüyor. Yani Paramount’un Warner Bros.’u düşmanca ele geçirme girişimi başarısız olsa dâhi, Netflix yasal sürece takılıp bu anlaşmadan vazgeçmek zorunda kalabilir.
Yazıyı bitirmeden önce, bu konuya dair beni endişelendiren bir komplo teorisine de kısaca değinmem gerekiyor. Netflix’in Warner Bros.’u satın alacağı açıklandığından beri, gerek sosyal medyada gerekse sektörde bu anlaşmaya karşı bir direnç oluşmuş durumda. Netflix’in Warner Bros.’u satın almasının bir felaket olacağını söyleyenler bu anlaşmanın gerçek olmamasını diliyor. Bu yüzden şimdi bu anlaşma iptal olup Warner Bros.’u Paramount alırsa, Paramount neredeyse bir kurtarıcı olarak hikâyeye dâhil olacak. Bu da İsrail’in Hollywood’a yönelik ele geçirme operasyonunun üzerine bir örtü çekecek. Sinema dünyası Warner Bros.’un Netflix’ten kurtarılmasını kutlarken, Larry Ellison ve İsrail, Paramount’tan sonra Warner Bros’u da kontrolüne almış olacak. Ellisonlar’ın aynı anda iki Hollywood stüdyosuna birden sahip olmasına normalde direnç gösterecek sinemacılar, Netflix alternatifine göre daha yeğ gördükleri için Paramount’un önünü açacak… Umalım da bu bir komplo teorisi olarak kalsın.
