Stellan Skarsgård: “Ingmar Bergman bir Naziydi”

Ingmar Bergman

Bu yıl Sentimental Value ile adından söz ettiren tecrübeli oyuncu Stellan Skarsgård (Dune, Melancholia), bu hafta Karlovy Vary Film Festivali’ndeydi. Burada basın mensuplarıyla bir araya gelen Skarsgård, epey ses getirecek bir açıklamaya imza attı ve usta yönetmen Ingmar Bergman‘ın bir Nazi olduğunu söyledi: “Ingmar Bergman iyi bir yönetmendi ama iyi bir insan değildi. Manipülatifti. Savaş sırasında bir Naziydi ve tanıdığım insanlar arasında Hitler öldüğünde ağlayan tek kişiydi.”

Bu iddia dinleyenlerde şaşkınlık yaratınca Skarsgård şöyle devam etti: “Onu hep mazur görüyorduk ama diğer insanlara karşı çok garip bir bakış açısı olduğunu hissediyordum. [Bence] bazı insanların değersiz olduğunu düşünüyordu. Başkalarını manipüle ettiği sırada bunu hissedebiliyordun. İyi biri değildi.”

Ingmar Bergman, Gençliğinde Nazilere Sempati Duyduğunu Kabul Etmişti

Skarsgård’ın bu açıklaması aslında yıllardır bilinen bu konunun yeniden gündeme taşınmasına sebep oldu. Belki pek çok kişi bunu ilk kez duyuyor olacak ama Bergman’ın gençlik yıllarında bir Nazi sempatizanı olduğu aslında yıllardır bilinen bir şey. Hatta Bergman da bu durumu kabul etmiş ve II. Dünya Savaşı bitip de Holokost’a dair gerçekler ortaya çıkana kadar Hitler’e ve Nazilere sempati duyduğunu itiraf etmişti.

Bugünden bakınca bu sempati korkunç görünse de dönemin şartlarını göz ardı etmemek gerekiyor. İsveç II. Dünya Savaşı sırasında tarafsız kalmış olsa da o dönem İsveç’te Nazi Almanyasını destekleyen ciddi bir kitle vardı. Bergman’ın ailesi de bu kitlenin parçasıydı. O sıralar 20’li yaşlarının başında olan Ingmar Bergman da tüm Avrupa boyunca yayılan bu Nazi propagandasından etkilenen milyonlarca gençten biriydi. Bergman, 1934’te, henüz 16 yaşındayken ailesiyle birlikte Hitler’in bir mitingine katılmış, burada Hitler’in karizmasından ve kalabalığın coşkusundan etkilenerek bir Nazi sempatizanı hâline gelmişti. Bergman, o dönem Nazizm’i enerjik bir gençlik hareketi olarak gördüğünü söylüyor. 1987 tarihli anı kitabı The Magic Lantern’da da buna değinen Bergman, “Uzun yıllar Hitler’in tarafındaydım; Başarısıyla sevinir, başarısızlıklarına üzülürdüm. Toplama kamplarının kapıları sonuna kadar açıldığında, bir anda o masumiyetimden koparılıp çıkarılmıştım.”

Ingmar Bergman’ın bu konudaki pişmanlığı ve utancı, sonraki yıllarda çektiği Winter Light, The Silence, Shame gibi filmlerde de kendisini gösteriyor. Bu yüzden Bergman, kişisel tarihindeki bu kara lekeye rağmen, pek çokları için hâlâ saygın bir yönetmen olarak yerini koruyor.

Kaynak: IndieWire